Sokrates'in berberi
Her berber biraz filozof olmalı. En azından benim kadar.
Berber koltuğuna oturup:
"saçlarımı kontrol altına almanı istiyorum "
dediğim zaman duraksayıp aynadan yüzüme bir soru işareti kılığında bakmadan işine girişebilmeli.
Böyle bir müşteri arzusu karşısında alabileceğimiz cevapları sıralayalım.
- saçlarımı kontrol altına almanı istiyorum
- kısaltıyoz mu yani???..
Bu en klasiği. Gayri ihtiyari bir soru cümlesi. Tabi " Kısaltmayalım mı? " karşı sorusu da
alınabilir. Devam edelim.
-Hoşgeldiniz beyefendi. Nasıl yapıyoruz?
(Burada duralım.Şimdi hayali bir diyalog geliştirelim. Olmaz
ya...)
- Beraber mi yapıyoruz? Ben sen halledersin diye gelmiştim.
- Efendim abi anlamadım?
- Ücreti üleşiriz o zaman. Yarı yarıya..
- Yanlış anladınız beyefendi. Alışkanlık olmuş. Nasıl keseyim diye soracaktım?
- Anlaştık o zaman. Ortak bir şeyler yapacağız sanmıştım. Siz öyle toplumcu gerçekçi bir söylemle girince...
- Abi yapma gözünü seveyim. Efendi gibi keselim saçını, parayı ver de iyi akşamlar olsun be...ha?
- Karar değiştirdin gene...Yanlız yapamaz mısın abi bu işi. Bak sen kes ben de burada oturayım olmaz mı? Parayı da ben vereceğim tamam. Ense işine gelince ben devreye girer "Kızartma ensemi, bozuşuruz" kısmında ortamı ısıtırım. Kararlı ol biraz canım. Aa...
Durduralım burada. Kavga ettirmeyelim adamları. Alternatif diyaloglarla sürdürelim bu hoş bahsi.
-Saçlarımı kontrol altına almanı istiyorum. Ben kendi başıma alamıyorum da.
- Nasıl yani?
-Makas kullanarak üzerlerinde otorite kurmak yani. Fazla sert davranma. Kırılıverirler.
- Ha.
-Anladın değil mi?
-Anladım abi. Kısaltıyoz yani...
Zeki ve racon-bilir-bir-berber ile muhtemel diyalog daha kısa olabilir.
-Berber efendi, saçlarımı kontrol altına almanı istiyorum. Onlara söz geçiremiyorum.Aslında onlar ölü protein kütleleri bunu biliyorum ama dayanamıyorum işte.Konuşarak anlaşmaya çalışıyorum, bazen
tarakla beraber telkin çalışmalarımız oluyor. Yani işin aslı ben tam olarak ne istediğimi bilsem böyle bir problem olmazdı. Bana bir ne istediğimi sorsalar konuşamam. Emin değilim. Uçlarından aldırsam diyorum, ulan ne gerek var o zaman berbere diyorum.Yok adamakıllı kısalttırsam stil sorunsalıyla
boğuşmaktan uykularım kaçıyor. Kafa da kafa değil ki, top mübarek. Ama kafanın içi daha önemli tabi. Gene de saç adamı gösteren şey. Yanlış anlama berberlerin mesleğini hafife almak gibi bir niyetim olamaz. Şimdi...
-yavaşşş...
II.
Sokratesin berberini düşünüyorum. Eğer varsa böyle bir kişi, üstad zorluk çekmiş olmalı. İstediği şeyleri anlayamayan bir berber bir filozofa çok acı çektirebilir. Normal insanlar da bundan acı duyar ama filozofun farkı; insanlar acılarını çekip dinlenmeye geçtikleri bir zamanda bile onların acıyla measilerinin devam etmesidir. Berberin anlayışsızlığından kaynaklanan memnun olunmayan bir saç
şekli bir filozofa bir kitap bile yazdırabilir.Filozofun duyduğu evrensel kaygıların bir yazın eseri olarak geri dönmesini sağlar berber ve hatası. Sokrates bu durumdan şikayetçi olabilirdi. Ama bilmiyoruz.
Dönemi Atina'sında 2000 kişinin yaşadığını ve bunlardan sadece 70- 80 tanesinin özgür erkek olduğunu hesaba katarsak; Sokrates ile berberi arasında zoraki bir anlaşma zemini oluşmak durumundaydı.
Bir edebiyatçı olmak için edebiyat tarihi bilmek gerekir. Fakat bir filozof olmak için felsefe tarihi bilmek gerekmez. Bir kere edebiyatçı olmak yada berber dükkanı açmak için uğraşmanız gerekir.
Sokratesin ben filozof olacağım diye yola çıktığını sanmıyorum. Birisi ona: "filozofmu olacan lan sen başımıza?" diye bir laf atmıştır, "neden olmasın? " diye cevap temsili bir soruyla karşılık veren Sokratesfilozofluk hanına giriş yapmıştır. Dikkat ederseniz soruya soruyla karşılık vermiş.
Filozoflar hep böyle yapar. "Soru sormak en güzel cevaplardan da yücedir" demiştir Sokrates. Bence demiştir yani. Demese de olur, demiş kadar olmuştur. Yukarıda bahsettiğim bir densizin
provakatif lafına cevaben gözlerini uzaklara dikerek söylediği iki kelimelik soru cümlesi daha sonra mezar taşına kazınmıştır Sokrates'in.
Tabi aradan geçen yüzyıllar ve medeniyetler, Romalı mezar hırsızları yada Ayşegül Tecimer ruhlu bir yeniçeri sayesinde üstadın mezarı bulunamamıştır. Dolayısıyla mezar taşında ne yazdığı konusunda da elimizde bir kanıt yoktur. Bu konuda kaynak üstün sezgilerimdir, sürç-i lisan
ettiysem affola derim.
--------------------------------------------------------------------------------
Ferhan Bener - 23 Haziran 2003, Pazartesi
Berber koltuğuna oturup:
"saçlarımı kontrol altına almanı istiyorum "
dediğim zaman duraksayıp aynadan yüzüme bir soru işareti kılığında bakmadan işine girişebilmeli.
Böyle bir müşteri arzusu karşısında alabileceğimiz cevapları sıralayalım.
- saçlarımı kontrol altına almanı istiyorum
- kısaltıyoz mu yani???..
Bu en klasiği. Gayri ihtiyari bir soru cümlesi. Tabi " Kısaltmayalım mı? " karşı sorusu da
alınabilir. Devam edelim.
-Hoşgeldiniz beyefendi. Nasıl yapıyoruz?
(Burada duralım.Şimdi hayali bir diyalog geliştirelim. Olmaz
ya...)
- Beraber mi yapıyoruz? Ben sen halledersin diye gelmiştim.
- Efendim abi anlamadım?
- Ücreti üleşiriz o zaman. Yarı yarıya..
- Yanlış anladınız beyefendi. Alışkanlık olmuş. Nasıl keseyim diye soracaktım?
- Anlaştık o zaman. Ortak bir şeyler yapacağız sanmıştım. Siz öyle toplumcu gerçekçi bir söylemle girince...
- Abi yapma gözünü seveyim. Efendi gibi keselim saçını, parayı ver de iyi akşamlar olsun be...ha?
- Karar değiştirdin gene...Yanlız yapamaz mısın abi bu işi. Bak sen kes ben de burada oturayım olmaz mı? Parayı da ben vereceğim tamam. Ense işine gelince ben devreye girer "Kızartma ensemi, bozuşuruz" kısmında ortamı ısıtırım. Kararlı ol biraz canım. Aa...
Durduralım burada. Kavga ettirmeyelim adamları. Alternatif diyaloglarla sürdürelim bu hoş bahsi.
-Saçlarımı kontrol altına almanı istiyorum. Ben kendi başıma alamıyorum da.
- Nasıl yani?
-Makas kullanarak üzerlerinde otorite kurmak yani. Fazla sert davranma. Kırılıverirler.
- Ha.
-Anladın değil mi?
-Anladım abi. Kısaltıyoz yani...
Zeki ve racon-bilir-bir-berber ile muhtemel diyalog daha kısa olabilir.
-Berber efendi, saçlarımı kontrol altına almanı istiyorum. Onlara söz geçiremiyorum.Aslında onlar ölü protein kütleleri bunu biliyorum ama dayanamıyorum işte.Konuşarak anlaşmaya çalışıyorum, bazen
tarakla beraber telkin çalışmalarımız oluyor. Yani işin aslı ben tam olarak ne istediğimi bilsem böyle bir problem olmazdı. Bana bir ne istediğimi sorsalar konuşamam. Emin değilim. Uçlarından aldırsam diyorum, ulan ne gerek var o zaman berbere diyorum.Yok adamakıllı kısalttırsam stil sorunsalıyla
boğuşmaktan uykularım kaçıyor. Kafa da kafa değil ki, top mübarek. Ama kafanın içi daha önemli tabi. Gene de saç adamı gösteren şey. Yanlış anlama berberlerin mesleğini hafife almak gibi bir niyetim olamaz. Şimdi...
-yavaşşş...
II.
Sokratesin berberini düşünüyorum. Eğer varsa böyle bir kişi, üstad zorluk çekmiş olmalı. İstediği şeyleri anlayamayan bir berber bir filozofa çok acı çektirebilir. Normal insanlar da bundan acı duyar ama filozofun farkı; insanlar acılarını çekip dinlenmeye geçtikleri bir zamanda bile onların acıyla measilerinin devam etmesidir. Berberin anlayışsızlığından kaynaklanan memnun olunmayan bir saç
şekli bir filozofa bir kitap bile yazdırabilir.Filozofun duyduğu evrensel kaygıların bir yazın eseri olarak geri dönmesini sağlar berber ve hatası. Sokrates bu durumdan şikayetçi olabilirdi. Ama bilmiyoruz.
Dönemi Atina'sında 2000 kişinin yaşadığını ve bunlardan sadece 70- 80 tanesinin özgür erkek olduğunu hesaba katarsak; Sokrates ile berberi arasında zoraki bir anlaşma zemini oluşmak durumundaydı.
Bir edebiyatçı olmak için edebiyat tarihi bilmek gerekir. Fakat bir filozof olmak için felsefe tarihi bilmek gerekmez. Bir kere edebiyatçı olmak yada berber dükkanı açmak için uğraşmanız gerekir.
Sokratesin ben filozof olacağım diye yola çıktığını sanmıyorum. Birisi ona: "filozofmu olacan lan sen başımıza?" diye bir laf atmıştır, "neden olmasın? " diye cevap temsili bir soruyla karşılık veren Sokratesfilozofluk hanına giriş yapmıştır. Dikkat ederseniz soruya soruyla karşılık vermiş.
Filozoflar hep böyle yapar. "Soru sormak en güzel cevaplardan da yücedir" demiştir Sokrates. Bence demiştir yani. Demese de olur, demiş kadar olmuştur. Yukarıda bahsettiğim bir densizin
provakatif lafına cevaben gözlerini uzaklara dikerek söylediği iki kelimelik soru cümlesi daha sonra mezar taşına kazınmıştır Sokrates'in.
Tabi aradan geçen yüzyıllar ve medeniyetler, Romalı mezar hırsızları yada Ayşegül Tecimer ruhlu bir yeniçeri sayesinde üstadın mezarı bulunamamıştır. Dolayısıyla mezar taşında ne yazdığı konusunda da elimizde bir kanıt yoktur. Bu konuda kaynak üstün sezgilerimdir, sürç-i lisan
ettiysem affola derim.
--------------------------------------------------------------------------------
Ferhan Bener - 23 Haziran 2003, Pazartesi
Kommentare